Thread overview
Ali Çehreli ile Bilgisayar Programcılığı Üzerine
Apr 26, 2011
mert
Apr 26, 2011
erdem
Apr 26, 2011
mert
Apr 26, 2011
erdem
Apr 28, 2011
Mengu
Apr 28, 2011
Mengu
April 26, 2011

D programlama dili adlı kitapçığın başlangıcında Programcılık ile ilgili bir tanım var. O tanımın içeriğinde bulunan "Araçlar öğrenmeyi, ve bu araçları önceki ustaların deneyimleri doğrultusunda kullanmayı gerektirdiği için bir zanaattır." cümlesini okuduğumdan beri bu cümlenin özü üzerinde düşünüp duruyordum. Çağdaş felsefenin bilim ve estetik değerlendirmesine aşina olmakla bereber, ifadedeki zanaat tanımlaması ilgimi çekmişti.

Hem aklımı deşen bir kaç soruya yanıt bulabilmek, hem de editörlerinden biri olduğum izmirdesanat.org okuyucularını bir bilgisayar programlama dili olan D hakkında bilgilendirmek, öte yandan gerçekten de çok önem verdiğim bir çabayı, yani D programlama dili için verilen bunca gayreti, onun dilimize kazandırılması ve öyküsünü duyurmayı böylelikle de bu çabaya bir nebze olsun katkıda bulunabilmeyi istedim.

Bundan bir veya iki ay önce Ali bey'i bir bir söyleşi yapmaya ikna etmiştim. Ben sorularımı sordum, kendisi de yine büyük bir ustalıkla yanıtlarını verdi. Neler konuştuk neler...
Ve ortaya gayet doyurucu ve keyifli bir söyleşi çıktı.

Bu gün o söyleşi http://www.izmirdesanat.org/ali-cehreli-ile-bilgisayar-programciligi-uzerine adresinde okuyucularımız ile buluşmakta.

İlgilenen Dostlarıma duyurmayı istedim.

Teşekkürlerimle,

mert

Önemli not: izmirdesanat.org bir süreliğine de olsa D dili öğrenim çatısını minik bir tanıtım afişi ile bağlantılar bölümünde bulunduracak. Oradaki afiş için kullandığımız görsel unsur d.ershane başlığının bir kopyasından başka bir şey değil. Sanırım öyle veya böyle bir logo amblem veya ona benzer bir şeyi bu tür tanıtımlarımızda kullanabilmemiz için bir değerlendirme yapmamız gerek. Wiki sayfasındaki çalışma hiç fena değil. Bu konuda bir standardımız var mı bilemiyorum. Fikirler yönelimler?

--
[ Bu gönderi, http://ddili.org/forum'dan dönüştürülmüştür. ]

April 26, 2011

Güzel bir röportaj olmuş tebrikler.

Maalesef logo olarak güzel bir logomuz yok :huh:

Ben olsam o röportajda Ali beye acaba ileride Türkçe ya da İngilizce yazdığı kitabı basılı olarak da yayınlamayı düşünür mü diye sorardım herhalde ;-)

Bana her zaman bir taraftan çay yudumlanırken bir taraften gerçek bir kitabı göz ucuyla da olsa inceleme fikri daha ilginç gelmiştir :) Ayrıca bu Kindle türü şeyleri hiç kullanmadım ama şu anki teknolojiyle basılı kağıttan okumak daha rahat.

Burada ingilizceden de seçenek olarak bahsetmemin nedeni son yıllarda genç insanların programlamaya olan ilgisi bana azalmış gibi geliyor. Bunu ister yap-boz tahtasına dönmüş eğitim modeline, isterseniz de diğer başka sabeplere bağlayın ama bana sanki öyle gibi geliyor. Örneğin programlama ile ilgili bildiğiniz (ticari bir ürünle alakası olmayan) kaç tane site var. Var olan siteler de birer birer kapanıyor. Umarım bu konuda yanılıyorumdur :huh:

--
[ Bu gönderi, http://ddili.org/forum'dan dönüştürülmüştür. ]

April 26, 2011

Alıntı:

>

Ben olsam o röportajda Ali beye acaba ileride Türkçe ya da İngilizce yazdığı kitabı basılı olarak da yayınlamayı düşünür mü diye sorardım herhalde

Aklıma gelmedi değil. Ancak ağ üzerinde okuyucu yönelimi genellikle altı yüz kelimelik bir metni okuma ve uzun metinleri gözardı etme biçiminde seyrediyor şu aralar. O nedenle mümkün olduğunca kısa tutmaya özen göstermeye çalıştım.

Aslında Erdem, kitabın kapağındaki D.ershane serisi ibaresi çok şey anlatıyor bana. Umarım bu kitabın hem İngilizcesi hem de bir kaç seviyede hazırlanmış Türkçe bölümleri de yayınlanır.

Mürekkep kokusu hoşdur güzeldir.

--
[ Bu gönderi, http://ddili.org/forum'dan dönüştürülmüştür. ]

April 27, 2011

Evet genel anlamda iş seçiminde programcılık ya da mühendislik gibi bölümlere olan ilgi, sosyal bölümlere olan ilgi kadar fazla olmayabilir. Hatta sözel bölüm okuyanların çoğu zaman daha sosyal, insanlarla kolay iletişim kurabilen insanlar olduğunu düşünmüşümdür.

Diğer ülkelerde durum nasıldır bilmiyorum ancak Türkiye şartları için konuşmak gerekirse gençler teknoloji ve bilgisayarlar konusuna meraklı. En azından benim çevremdekiler öyle :)

Benim anlatmak istediğim programcılığı, yazılım mühendisliğini bir meslek olarak seçen ya da başka bir mühendislikte okuyup da programlama dersi alan kişiler.

Şimdi devam ediyor mu bilmiyorum ama bizden 1 sene sonra programlama bölümüne sınavsız geçiş diye bir sistem başlattılar. Bizim sınıfın not ortalaması 75-80 gibi bir rakamken, bizim bir alttaki dönemlerimiz 30 ve altına düştü. Artık hocalar da bize gelip ağlıyorlardı :-D

Sonra ders müfredatına sadece o dersi anlatan hoca olduğu için hiç alakasız dersler konulabiliyor. Bu yüzden oldukça tartıştığımı hatırlıyorum ;-)

Bir de benim en önemli gördüğüm nokta programcılık dersi alan öğrencilerin programcılıktan soğuması.

Burada da sorun programlama eğitimini veren kişilerden kaynaklanıyor. Örneğin geçenlerde C++ forumlarında bir arkadaş programlama derslerinin ingilizce olduğunu, hocalarının yabancı olduğunu, çat pat ingilizceyle C++ öğretmeye kalktığını anlatmıştı. Böyle bir durumda ortaya nasıl bir sonuç çıktığını tahmin edersiniz herhalde.. Bir kere hoca konunun özünü anlamamış ki. Örnek olarak anlattığı programlar bir sürü hatalarla ve hani yapmayın! dediğimiz programlama yöntemleriyle dolu. Ya da ben bu konudaki uzmanların yazdığı kitapları okuyayım bu konuda kendimi geliştireyim diye bir düşünce yok.

Maalesef üniversitelerin büyük bir kısmının programlama bölümleri bu şekilde sanırım. :huh:

Bu durumun yansımasını da şu şekilde görüyorum. Aynı eğitimi yurtdışında ve kaliteli bir okulda almış birisi o konuya daha da merak salıyor ve o konuda yüksek lisans yapıyor ve uzmanlaşıyor. Google ya da Facebook gibi milyon dolarlık şirketlerin sahipleri de sanırım öğrencilik dönemlerinde hocalarından yardım almış sanırım. Nat Geo Inside kanalında Google World diye bir belgesel seyretmiştim. Burada üniversite ve hocaların ilk planda Larry ve Sergey'e yardım ettiğinden bahsediyordu.

Programcılıktan soğuyunca da programcılık sadece ders geçmek için öğrenilmesi gereken bir konu olarak görülüyor.

Böyle olunca forumlarda gördüğümüz help imdat yardım yandım! gibi başlıklarla başlayıp sonra en sonunda da ödevinin yapılarak bi zahmet :cool: ekteki e-posta adresine gönderilmesini isteyen mesajlara çok şaşırmamak gerekiyor sanırım.

--
[ Bu gönderi, http://ddili.org/forum'dan dönüştürülmüştür. ]

April 26, 2011

Kitap basılabilir ama ücretsiz okuma imkanı da bulunmalı. İsteyen kağıda dokunmak için para vermeli.

Evet, kağıt kitap tabii ki çok daha güzel.

Benzer bir şekilde, bir kaç ay önce kendime bir pikap ve iki plak aldım. Sonradan de plak koleksiyonumu elden düşme başka plaklarla çoğaltmaya başladım. Ne kadar güzelmiş müziği öyle fiziksel olarak dinlemek. İğne çıt diye kalkıyor, gidip öteki yüzünü çeviriyorsunuz. Nefis, nefis... :D

Fazla ayrıntıya girmeden bir örnek daha: Ben işe trenle gidiyorum. Sekiz binişlik kağıt bilet alınca daha ucuz oluyordu; ben de ondan kullanıyordum. Adamlar teknolojik olacaklar diye o kağıt biletin yerine kredi kartı büyüklüğünde bir sistem getirdiler. Trene binerken ve inerken bir makinede bipletmeyi unutmamak gerekiyor; kondüktörler bilete bakarak değil, ellerindeki aletle bipleterek denetliyorlar; hesabınızda belirli bir miktar para bulunması gerekiyor; vs. vs. Tam komedi filmi gibi bir durumdayız. O kadar kullanışsız olduğu için parayla adam tutup istasyonlarda "bipletmeyi unutmayın" gibi yardım etmeye başladılar. Bir sabah baktım; hatırlatıcı bilgili bir pankart asmışlar! (Bunların konumuzla ilgisi yok: kağıt kitabın daha az teknolojik olduğu düşüncesi üzerine bazen daha az teknolojinin daha iyi olduğunu hatırladım. :))

Erdem, gençlerin ilgisinin azalması acaba bilgisayarların yeniliği geçti diye olabilir mi? Artık insanlar bilgisayarlı bir dünyaya doğuyorlar; bilgisayarlar onların gençliği sırasında icat edilmiyor. Eski insanların yaptığı bir iş olarak mı görülüyor acaba? Hatta programcı olmak değil de, programcı yöneticisi olmak daha mı cazip? :)

Ali

--
[ Bu gönderi, http://ddili.org/forum'dan dönüştürülmüştür. ]

April 28, 2011

sansliyiz ki ali cehreli gibi bir ustadimiz var. :)

Alıntı (acehreli):

>

Bjarne Stroustrup, bir söyleşide şöyle diyor: "It is important for an academic not to loose touch with the needs and practices of industry." Akademisyenler endüstrinin yöntemlerinden ve ihtiyaçlarından kopmamalıdırlar.

Ali

bir de walter ve andrei bunun farkinda olsalar guzel olacak. :) go dili, d'den cok sonra piyasaya cikti ve d'nin hedef kitlesini aldi gidiyor. scala akademiden cikti ancak endustride java'nin yerine hazirlaniyor. hal boyleyken bu adamlar neyin pesindeler ben sahsen anlamis degilim.

--
[ Bu gönderi, http://ddili.org/forum'dan dönüştürülmüştür. ]

April 28, 2011

Alıntı (acehreli):

>

Haftaya Çarşamba bizim şirketteki konuşması sırasında güzel sorular gelecektir. Bakalım ne diyecek.

Ali

ustad sorar misin gercekten bunu? d ile neyi hedefliyorlar? d'yi nerede goruyorlar? yoksa amaclari d'yi ciddi manada kararli hale getirip, ardindan eksik gedik kutuphaneleri yazmak mi? eger eksik kutuphaneleri yazmak gibi bir niyetleri yoksa toplulugu neden yonlendirmiyorlar?

bu adamlarda farkettigim bir sey var. ortada iki taraf var. birinci taraf andrei - walter ve diger cekirdek gelistiriciler, diger tarafta topluluk. ilginctir ki toplulugun basi yok. toplulugu yonlendirmiyorlar. kitleyi peslerinden surukleyemiyorlar. ornegin bu go ve scala icin gecerli degil. adamlar saglam bir sekilde insanlarin karsilarina ciktilar. ciddi bir topluluk kurdular ve bu topluluklar surdaki gedikleri kapatiyor ve toplulugun istekleri dogrultusunda yuruyor isler. ama burada boyle bir sey soz konusu degil.

--
[ Bu gönderi, http://ddili.org/forum'dan dönüştürülmüştür. ]

April 28, 2011

Alıntı (erdem:1303888315):

>

Bir de benim en önemli gördüğüm nokta programcılık dersi alan öğrencilerin programcılıktan soğuması.

Eğer baştan hevesliyken sonradan soğuyorlarsa gerçekten üzücü. Ama bence bazıları çevrelerinin etkisiyle seçiyorlardır. Ben de elektronik bölümüne gözde bölüm diye girmiştim. (Aslında bilgisayar bölümünü tutturamamıştım; altındaki elektronikti.)

Neden soğuduklarını merak ederim aslında. Aklıma gelen bir neden; programcılıkta öğrenecek, yapılacak, yapılmayacak, vs. çok şey var. Bilgisayar bölümlerinde işin teorisi de vardır. Acaba onlar mı soğutuyor?

Alıntı:

>

hocalarının yabancı olduğunu, çat pat ingilizceyle C++ öğretmeye kalktığını

Tanıdığım birisi çok zor konuları (Haskell dilinde monad, vs.) çok aksanlı bir şekilde anlattı. Dinleyiciler olarak hiçbir şey anlamadık. Komediydi. Adamın sözünü kesip "yani şöyle şöyle mi" diye bir anlam vermeye çalışıyorduk. O da bizi tamanen ilgisiz bir yönde düzeltiyordu. :)

Alıntı:

>

Bir kere hoca konunun özünü anlamamış ki. Örnek olarak anlattığı programlar bir sürü hatalarla ve hani yapmayın! dediğimiz programlama yöntemleriyle dolu. Ya da ben bu konudaki uzmanların yazdığı kitapları okuyayım bu konuda kendimi geliştireyim diye bir düşünce yok.

Çok önemli. Ama bütün kuralları verecek ve nedenlerini anlatacak kadar zaman var mı?

Ayrıca, insan başına gelmeyince öğrenemiyor. Kendimden bir örnek: kendini deneyimli gören ben, geçen sene bir C++ sınıfa (okul değil, tür :)) eklenmesinin sorunlu olduğunu bile bile 'operator bool' ekledim. (Aslında 'operator void*' daha uygundur ama o da sorunludur.) Aslında C++'a yakın olmayanlar 'operator void*'ı garipserler diye öyle yaptım.

Sonradan 'operator void*'a çevirdiğimiz halde bile başımıza neler geldi... :) Bundan sonra kesinlikle tanımlamam.

Bjarne Stroustrup, bir söyleşide şöyle diyor: "It is important for an academic not to loose touch with the needs and practices of industry." Akademisyenler endüstrinin yöntemlerinden ve ihtiyaçlarından kopmamalıdırlar.

http://www.app2us.com/interviews/bjarne_stroustrup.htm

Alıntı:

>

şirketlerin sahipleri de sanırım öğrencilik dönemlerinde hocalarından yardım almış sanırım.

Hocalarla öğrencilerin birleşerek şirket kurmaları da yaygın. Hocalar hiç olmazsa danışman olarak kalıyorlar. Çok avantajlı bir durum, çünkü bilimi zaten kendileri geliştiriyorlar ve öncü durumdalar.

Alıntı:

>

Programcılıktan soğuyunca da programcılık sadece ders geçmek için öğrenilmesi gereken bir konu olarak görülüyor.

Sevilerek yapılan çoğu uğraş, sorumluluk eklenince biraz öyle oluyor. :-/ Öğrencileri bir şekilde sıcak tutmayı başarmak gerek.

Alıntı:

>

Böyle olunca forumlarda gördüğümüz help imdat yardım yandım! gibi başlıklarla başlayıp sonra en sonunda da ödevinin yapılarak bi zahmet :cool: ekteki e-posta adresine gönderilmesini isteyen mesajlara çok şaşırmamak gerekiyor sanırım.

Öyle öğrenciler kesinlikle yanlış yerdeler, değil mi? Benim de elektronik okuduğum zamanlarında o duruma düştüğüm çok olmuştu. Hem de tam gençlik yaşları... :) İlgilerini uyanık tutmak ve heveslerini doğru şekilde kullanabilmek gerek. Kolay da değil...

Ali

--
[ Bu gönderi, http://ddili.org/forum'dan dönüştürülmüştür. ]

April 28, 2011

Haftaya Çarşamba bizim şirketteki konuşması sırasında güzel sorular gelecektir. Bakalım ne diyecek.

Ali

--
[ Bu gönderi, http://ddili.org/forum'dan dönüştürülmüştür. ]